Haberler

KDV Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ Taslağı Hazırlandı. 13.05.2015

26/4/2014 tarihli ve 28983 sayılı Resmi  Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren KDV Genel  Uygulama Tebliğinde değişiklik yapılmasına ilişkin olarak 3 Seri No.lu Tebliğ  Taslağı hazırlanmış olup bu tebliğ taslağında;

- 3065 sayılı Kanuna eklenen Türkiye Kızılay Derneğine yapılan teslim ve hizmetler ile Türkiye Kızılay Derneğinin teslim ve hizmetlerine uygulanacak KDV istisnasına,

- 3065 sayılı Kanunun ile değişik geçici 26 ncı maddesinde yer alan uluslararası kuruluşlar ile bu kuruluşlara bağlı program, fon, temsilcilik ve özel ihtisas kuruluşlarına yapılan teslim ve hizmetlerde uygulanacak KDV istisnasına,

- 3065 sayılı Kanuna eklenen milletlerarası andlaşma hükümleri çerçevesinde KDV’den istisna edilmiş olan transit petrol boru hattı projelerinin inşa ve modernizasyonunda uygulanacak KDV istisnasına ilişkin usul ve esaslara yönelik düzenlemeler yer almaktadır.

Ayrıca Tebliğ Taslağında;

- İndirim hakkına sahip mükelleflerin ithalat matrahında, ithalat işleminden sonra meydana gelen azalmalar nedeniyle fazla veya yersiz ödenen vergilere,

-Mücbir sebep halinde bulunulan sürede kısmi tevkifat yükümlülüğüne,

-Ağaç ve orman ürünleri tesliminde bu malların 5018 sayılı Kanuna ekli cetveller kapsamındaki idare, kurum ve kuruluşlardan alanlar tarafından tesliminde tevkifat uygulamasına,

-Sermaye piyasası mevzuatına göre ihraç edilen bazı sermaye piyasası araçlarına yönelik KDV uygulamasına ilişkin açıklama ve düzenlemeler yapılmaktadır.

Yatırım Mallarının ve Ara Malların Vadeli İthalatında KKDF Oranını Yeniden Belirleyen Bakanlar Kurulu Kararı Resmi Gazete’de Yayımlanmıştır. 10.04.2015

12.05.1988 tarihli ve 88/12944 sayılı Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu (KKDF) Hakkında 6 Sıra No.lu Tebliğin 2 nci maddesi uyarınca; kabul kredili, vadeli akreditif ve mal mukabili ödeme şekillerine göre yapılan ithalat işlemleri % 6 oranında KKDF kesintisine tabi bulunmaktadır.

Ayrıca, 4684 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun geçici üçüncü maddesinin (a) fıkrasında, Bakanlar Kurulu, bu fona ilişkin kesinti oranlarını sıfıra kadar indirmeye veya on beş puana kadar yükseltmeye veya kesinti oranlarını tamamen kaldırmaya yetkili kılınmıştır.

4684 sayılı Kanunun verdiği yetkiye istinaden yayımlanan bu Kararnameyle, Kararname ekinde yer alan listede belirlenen yatırım mallarının ve ara malların vadeli ithalatında KKDF kesintisi oranı % 0 (sıfır) olarak belirlenmiştir.

Bu düzenleme ile üretim maliyetlerinin azaltılması suretiyle ekonomik büyümeye katkıda bulunulması ve ilave istihdam yaratılması amaçlanmıştır.

449 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği Resmi Gazete’de Yayımlandı. 10.04.2015

Bu tebliğin konusunu geçmişe yönelik mükellefiyet tesis edilenlere elektronik beyanname ve bildirimleri vermemeleri nedeniyle söz konusu beyanname ve bildirim verilmeyen dönemlere ilişkin olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 355 inci maddesi uyarınca özel usulsüzlük cezası veya 352 nci maddesi uyarınca usulsüzlük cezası kesilmeyeceği hususu oluşturmaktadır.

Yargı kararları sonucu kaldırılan söz konusu cezalarla ilgili olarak, idare ile mükellefler arasındaki ihtilafların sona ermesi ve idarenin gereksiz yere yargılama gideri ödemesine engel olunması amaçlanmaktadır.

6637 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununda, 4 üncü maddesiyle 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununda yapılan düzenlemeler ile uluslar arası kuruluşlar ile bunların mensuplarına sağlanacak katma değer vergisi ve özel tüketim vergisi istisnasının kapsamı genişletilmektedir.

Düzenleme ile ev sahibi ülke anlaşması veya ülkemizin taraf olduğu diğer anlaşmalar çerçevesinde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından onaylanan ya da Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Türkiye’deki uluslararası kuruluşlar faydalanabilecektir. Ayrıca bu istisnadan, söz konusu kuruluşların Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmayan yönetici kadrolarındaki mensupları da yararlanabilecektir. Kanunun 5 inci maddesi ile, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 107/A maddesine birinci fıkradan sonra gelmek üzere “Elektronik ortamda tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır.” fıkrası eklenmiştir.

Kanunun 6 ncı maddesi ile, 213 sayılı Kanuna 132/A maddesi eklenmiştir. Bu düzenlemeyle, yoklama faaliyetinin elektronik ortamda gerçekleştirilmesi hedefi doğrultusunda, teknolojinin sunduğu imkanlar kullanılarak yoklama faaliyetlerinin daha hızlı ve etkin bir şekilde yerine getirilmesi amaçlanmaktadır.

Kanunun 8 inci maddesiyle, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 10 uncu maddesine eklenen hükme göre, sermaye şirketlerinin ilgili hesap dönemi içinde, ödenmiş veya çıkarılmış sermayelerindeki nakdi artışları veya yeni kurulan sermaye şirketlerinde ödenmiş sermayenin nakit olarak karşılanan kısmı üzerinden Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından indirimden yararlanılan yıl için en son açıklanan “Bankalarca açılan TL cinsinden ticari kredilere uygulanan ağırlıklı yıllık ortalama faiz oranı” dikkate alınarak, ilgili hesap döneminin sonuna kadar hesaplanan tutarın %50’si, kurumlar vergisi beyannamesinde ayrıca gösterilmek kaydıyla indirim olarak dikkate alınabilecektir.

Bu indirimden, sermaye artırımına ilişkin kararın veya ilk kuruluş aşamasında ana sözleşmenin tescil edildiği hesap döneminden itibaren başlamak üzere izleyen her bir dönem için ayrı ayrı yararlanılır.

Kanunun 24 üncü maddesi ile KDV Kanununa geçici 34 üncü madde eklenmekte ve 07.04.2015 tarihinden önce usulüne uygun yürürlüğe giren ve 4586 sayılı Kanun kapsamında bulunan milletlerarası anlaşma hükümleri çerçevesinde KDV’den istisna edilmiş olan transit petrol boru hattı projelerinin inşa ve modernizasyonunu gerçekleştirenlere 01.01.2014 tarihinden itibaren yapılan teslim ve hizmetler tam istisna kapsamına alınmakta, bu işlemleri yapanların yüklendikleri KDV’nin indirimi, indirim yoluyla telafi edilememesi halinde iadesi imkanı sağlanmaktadır.

Ohal Döneminde Personel Çıkarma İşlemleri

                                                                                                                                            11.10.2016

Sirküler: 2016-01

Konu: Ohal Döneminde Personel Çıkarma İşlemleri

Ülke genelinde darbe teşebbüsü ve terörle mücadele çerçevesinde 20.07.2016 Tarih

2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile olağanüstü hal uygulaması başlamış olup,

devam etmektedir.

 

OHAL’ in yürürlüğe girmesi ile birlikte kamuoyunda çalışma hayatı ile ilgili yanlış bir

algı oluştuğundan müşterilerimizi bilgilendirme ihtiyacı hasıl olmuştur.

Ohal Kanunu 11. Maddesinde “İşçinin isteği, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan

haller, sağlık sebepleri, normal emeklilik ve belirli süresinin bitişi nedeniyle hizmet akdinin

sona ermesi veya feshi dışında kalan hallerde işçi çıkartmalarını işverenin de durumunu

dikkate alarak üç aylık bir süreyi aşmamak kaydıyla izne bağlamak veya ertelemek “ hükmü

yer almaktadır. 

 

Bu fıkra, doğrudan doğruya iş sözleşmesi feshini yani işçi çıkarmayı sınırlandırmaktadır.

Fakat bu sınırlandırma, ohal ilanıyla otomatik olarak devreye girmemekte, Yürütme tarafın-

dan bu yönde bir sınırlandırma yapıldığına dair ayrıca bir genelge / tebliğ yayımlanması

gerekmektedir.

 

Yürütme tarafından bu konu ile ilgili yayınlanan herhangi bir Kanun Hükmünde Kararname,

Bakanlar Kurulu Kararı veya genelge yayınlanmadığı için personel çıkarma uygulamalarında herhangi bir değişiklik söz konusu olmayıp, ohal öncesi mevzuat çerçevesindeki hükümlere

göre personel çıkarma bildirimlerinin yapılması gerekmektedir.

Bilgilerinize sunar, iyi çalışmalar dileriz.

Net Asgari Ücret Değişmeyecek

294 SERİ NO'LU GELİR VERGİSİ GENEL TEBLİĞİ

Resmi Gazete No: 29871

Resmi Gazete Tarihi: 28/10/2016

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç ve Yasal Düzenlemeler Amaç

MADDE 1 – (1) Bu Tebliğin amacı, 2016 yılı Ekim, Kasım ve Aralık aylarındaki ücretlerde 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 103 üncü maddesinde yazılı tarife nedeniyle net ücretlerin 1.300,99 TL’nin altına düşmesi sonucu sadece 1.300,99 TL ile bunun altına düşen tutar arasındaki farkın ilave asgari geçim indirimi yoluyla telafisine yönelik olarak 26/10/2016 tarihli ve 6753 sayılı Kanunla 193 sayılı Kanuna eklenen geçici 86 ncı maddenin uygulamasına ilişkin açıklamaların yapılmasıdır.

Yasal düzenlemeler

MADDE 2 – (1) 26/10/2016 tarihli ve 6753 sayılı Kanunla 193 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici 86 ncı madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 86 – 2016 yılı Ekim, Kasım ve Aralık aylarına ilişkin net ücretleri bu Kanunun 103 üncü maddesinde yazılı tarife nedeniyle 32 nci maddedeki esaslara göre sadece kendisi için asgari geçim indirimi hesaplanan asgari ücretlilere 2016 yılı Ocak ayına ilişkin ödenen net ücretin altında kalanlara, bu tutar ile 2016 yılı Ekim, Kasım ve Aralık aylarına ilişkin olarak aylık hesaplanan net ücreti arasındaki fark tutar, ücretlinin asgari geçim indirimine ayrıca ilave edilir. Bu fıkrada geçen net ücret, yasal kesintiler sonrası ücret tutarına asgari geçim indiriminin ilavesi sonucu oluşan ücreti ifade eder.

Bu Kanunun bu maddeye aykırı olan hükümleri 2016 yılı Ekim, Kasım ve Aralık ayları için uygulanmaz.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar ile mahsup şeklini ve dönemini belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.

” (2) 193 sayılı Kanunun 32 nci maddesi aşağıdaki gibidir:"

Asgarî geçim indirimi

Madde 32 – Ücretin gerçek usûlde vergilendirilmesinde asgarî geçim indirimi uygulanır.

Asgarî geçim indirimi; ücretin elde edildiği takvim yılı başında geçerli olan ve sanayi kesiminde çalışan 16 yaşından büyük işçiler için uygulanan asgarî ücretin yıllık brüt tutarının; mükellefin kendisi için % 50’si, çalışmayan ve herhangi bir geliri olmayan eşi için % 10’u, çocukların her biri için ayrı ayrı olmak üzere; ilk iki çocuk için % 7,5, üçüncü çocuk için % 10, diğer çocuklar için % 5’idir. Gelirin kısmî döneme ait olması halinde, ay kesirleri tam ay sayılmak suretiyle bu süreye isabet eden indirim tutarları esas alınır. Asgarî geçim indirimi, bu fıkraya göre belirlenen tutar ile 103 üncü maddedeki gelir vergisi tarifesinin birinci gelir dilimine uygulanan oranın çarpılmasıyla bulunan tutarın, hesaplanan vergiden mahsup edilmesi suretiyle uygulanır. Mahsup edilecek kısmın fazla olması halinde iade yapılmaz.

İndirimin uygulamasında "çocuk" tabiri, mükellefle birlikte oturan veya mükellef tarafından bakılan (nafaka verilenler, evlat edinilenler ile ana veya babasını kaybetmiş torunlardan mükellefle birlikte oturanlar dâhil) 18 yaşını veya tahsilde olup 25 yaşını doldurmamış çocukları, "eş" tabiri ise, aralarında yasal evlilik bağı bulunan kişileri ifade eder.

İndirim tutarının tespitinde mükellefin, gelirin elde edildiği tarihteki medenî hali ve aile durumu esas alınır. İndirim, yukarıdaki oranlara göre hesaplanan tutarları aşmamak kaydıyla, ücret geliri elde eden aile fertlerinden her biri için ayrı ayrı, çocuklar için eşlerden yalnızca birisinin gelirine uygulanır. Boşananlar için indirim tutarının hesabında, nafakasını sağladıkları çocuk sayısı dikkate alınır.

Ücretlerin vergilendirilmesinde asgari geçim indirimi uygulandıktan sonra, varsa teşvik amaçlı diğer indirim ve istisnalar dikkate alınır.

Bakanlar Kurulu, indirim konusu yapılacak toplam tutarın asgarî ücretin yıllık brüt tutarını aşmaması şartıyla ikinci fıkrada belirtilen asgarî geçim indirimi oranlarını artırmaya veya kanunî oranına kadar indirmeye yetkilidir.

Asgarî geçim indiriminin uygulama dönemleri ve mahsup şekli ile diğer hususlara ilişkin usûl ve esaslar Maliye Bakanlığınca belirlenir.”

(3) 4/12/2007 tarihli ve 26720 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Gelir Vergisi Genel Tebliği (Seri No: 265)’nde asgari geçim indirimi uygulamasına ilişkin usul ve esaslar açıklanmıştır.

İKİNCİ BÖLÜM

Uygulama Esasları

Uygulamadan faydalanacaklar

MADDE 3

 (1) 2016 yılının Ocak ayından itibaren bekâr ve çocuksuz olan asgari ücretlilere 1.300,99 TL net ücret ödenmeye başlanmıştır.

(2) 2016 yılında asgari ücret tutarında yapılan artış nedeniyle 1.647 TL brüt asgari ücret geliri elde edenler ile 1.751,10 TL’ye kadar brüt ücret geliri olan hizmet erbabının da elde ettiği ücret gelirleri üzerinden ödemesi gereken gelir vergisi, 2016 yılının Ekim ayından itibaren 193 sayılı Kanunun 103 üncü maddesinde yer alan vergi tarifesinin ikinci dilimi de dikkate alınarak hesaplanmaktadır. Bu nedenle, söz konusu ücretlilerden bir kısmının eline geçen net ücret tutarı Ekim 2016 ayından itibaren 1.300,99 TL’nin altına düşmektedir.

(3) 26/10/2016 tarihli ve 6753 sayılı Kanunla 193 sayılı Kanuna eklenen geçici 86 ncı maddede düzenlenen ilave asgari geçim indirimi uygulamasından, 2016 yılı Ekim, Kasım ve Aralık aylarına ilişkin net ücretleri 193 sayılı Kanunun 103 üncü maddesinde yazılı tarife nedeniyle 1.300,99 TL’nin altına düşen hizmet erbabı yararlanacaktır.

(4) Gelir vergisi tarifesi nedeniyle ücretlerinde düşüş olsa dahi net ücretleri 1.300,99 TL’nin altına düşmeyenler bu uygulamadan yararlanamayacaklardır.

(5) Hizmet erbabının, ücret aldığı dönemde işe başlaması veya işten ayrılması, ücretsiz izin ve benzeri nedenlerle net ücretinin 1.300,99 TL’nin altına düşmesi durumunda ilave asgari geçim indirimi uygulanmayacaktır. Uygulama esasları

MADDE 4

 (1) 193 sayılı Kanunun 103 üncü maddesinde yazılı tarife nedeniyle 2016 yılı Ekim, Kasım ve Aralık aylarına ilişkin net ücretleri 1.300,99 TL’nin altına düşen hizmet erbabının ücretleri ilave asgari geçim indirimi ile 1.300,99 TL’ye tamamlanacaktır.

(2) 193 sayılı Kanunun 32 nci maddesinde yer alan esaslara göre sadece kendisi için asgari geçim indirimi hesaplanan asgari ücretlilere 2016 yılı Ocak ayına ilişkin ödenen net ücret 1.300,99 TL’dir. Ödenen 1.300,99 TL ile 2016 yılı Ekim, Kasım ve Aralık aylarına ilişkin olarak aylık hesaplanan net ücret arasındaki fark tutar, Gelir Vergisi Genel Tebliği (Seri No: 265)’nde belirtilen esaslara göre düzenlenen “Asgari Geçim İndirimi Bordrosu”nda hesaplanan asgari geçim indirimine ayrıca ilave edilecektir.

(3) Asgari geçim indirimi bordrosunda yer alan ilave tutar dahil toplam asgari geçim indirimi tutarı, ücret ödemesinin yapıldığı döneme ilişkin ücret bordrosunun "Asgari Geçim İndirimi" satırına aktarılacaktır.

(4) İkinci fıkrada belirtilen esaslara göre hesaplanan ilave tutar dahil toplam asgari geçim indirimi tutarı, hizmet erbabının ücreti üzerinden hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilecektir. Mahsup işleminin yapılabilmesi için, söz konusu tutarın ücretlilere ödenmiş olması gerekmektedir.

(5) Asgari geçim indiriminin toplamı, ücretlinin o aydaki ücretinden kesilen gelir vergisinden fazla olamayacaktır.

(6) Bu Tebliğin uygulamasında net ücret, yasal kesintiler sonrası ücret tutarına asgari geçim indiriminin ilavesi sonucu oluşan ücreti ifade etmektedir.

(7) Asgari geçim indiriminin hesaplanması ve uygulanmasına ilişkin olarak bu Tebliğde yer almayan hususlar hakkında Gelir Vergisi Genel Tebliği (Seri No: 265)’nde yer alan açıklamalar dikkate alınacaktır.

ÖRNEK 1: Bekâr ve çocuksuz olan hizmet erbabı Bay (A)’nın 2016 yılı Ocak ayında asgari geçim indirimi dâhil net ücreti 1.300,99 TL’dir.

193 sayılı Kanunun 103 üncü maddesinde yer alan vergi tarifesi nedeniyle Bay (A)’nın, 2016 yılı Ekim ayı net ücreti ise 1.231,08 TL’ye düşmektedir.

Bu hizmet erbabının söz konusu dönemde eline geçen ücretinin 1.300,99 TL’nin altında kalan kısmı olan (1.300,99-1.231,08=) 69,91 TL asgari geçim indirimine ilave edilerek hizmet erbabına ödenecektir.

Böylece, örneğimizdeki bekâr ve çocuksuz hizmet erbabının, 2016 yılı Ekim, Kasım ve Aralık aylarında vergi tarifesinin ikinci dilimine girmesinden kaynaklanan aylık 69,91 TL’lik tutar, asgari geçim indirimi yoluyla telafi edilecek ve kendisine 1.300,99 TL ödenecektir.

ÖRNEK 2: Bay (B) asgari ücretli olarak çalışmaktadır. Bay (B), evli ve 1 çocuklu olup eşi çalışmamaktadır.

Bay (B)’nin 2016 yılı Ocak ayında asgari geçim indirimi dâhil net ücreti 1.344,22 TL olup Ekim ayı net ücreti ise 193 sayılı Kanunun 103 üncü maddesinde yer alan vergi tarifesi nedeniyle 1.274,22 TL’ye düşmektedir.

Buna göre, hizmet erbabının söz konusu dönemde eline geçen ücretinin 1.300,99 TL’nin altında kalan kısmı olan (1.300,99-1.274,22=) 26,77 TL asgari geçim indirimine ilave edilerek hizmet erbabına ödenecektir.

Böylece, örneğimizdeki hizmet erbabının, 2016 yılı Ekim, Kasım ve Aralık aylarında vergi tarifesinin ikinci dilimine girmesinden kaynaklanan aylık 26,77 TL’lik tutar, asgari geçim indirimi yoluyla telafi edilecek ve kendisine 1.300,99 TL ödenecektir.

ÖRNEK 3: Evli, eşi ücretli olarak çalışan Bayan (C), 1.700 TL brüt ücret almaktadır.

Bayan (C)’nin 2016 yılı Ocak ayında asgari geçim indirimi dâhil net ücreti 1.338,88 TL’dir. Ekim ayı net ücreti ise 193 sayılı Kanunun 103 üncü maddesinde yer alan vergi tarifesi nedeniyle 1.266,63 TL’ye düştüğünden (1.300,99-1.266,63=) 34,36 TL’lik fark ücretlinin asgari geçim indirimine ilave edilecek ve kendisine 1.300,99 TL ödenecektir.

ÖRNEK 4: Bay (D) asgari ücretle çalışmaktadır.

Bay (D) evli ve 3 çocuklu olup eşi çalışmamaktadır. Bay (D)’nin 2016 yılı Ocak ayında asgari geçim indirimi dâhil net ücreti 1.387,45 TL’dir. Ekim ayı net ücreti ise 193 sayılı Kanunun 103 üncü maddesinde yer alan vergi tarifesi nedeniyle 1.317,45 TL’ye düşmektedir.

Bay (D), Ekim ayı net ücreti 1.300,99 TL’nin altına düşmediğinden ilave asgari geçim indiriminden yararlanamayacak ve kendisine 1.317,45 TL ödenecektir.

Yürürlük

MADDE 5 – (1) Bu Tebliğ 1/10/2016 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 6 – (1) Bu Tebliğ hükümlerini Maliye Bakanı yürütür.

Bes Zorunlu Oldu

                                                                                                                                                02.11.2016

Sirküler: 2016-03

Konu: Zorunlu ( BES ) Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi 

25 Ağustos 2016 tarihli ve 29812 sayılı Resmi Gazete ’de yayımlanan 6740 sayılı kanun ile 4632 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu’na eklenen madde ile çalışanların otomatik olarak bu sisteme dahil olması zorunlu olmuştur.

Uygulamanın Amacı

Gelişmiş birçok ülkede tasarruf oranlarının yüksekliği göze çarpıyor. Otomatik katılım ile amaçlanan Türkiye’de düşük olan tasarruf oranın yukarılara çekilmesi ve gönüllü bir tasarruf aracının yaratılması. Aynı zamanda, çalışan kesimin emeklilik döneminde refah düzeyinde azalma olmaması da hedeflenmektedir. Bu kapsamda sistemde kalma devlet katkısı ve vergi avantajları ile teşvik edilmektedir.

Uygulamanın Esasları

Türk vatandaşı veya 29.5.2009 tarihli ve 5901 sayılı Türk vatandaşlığı kanununun 28. Maddesi kapsamında olup, 45 yaşını doldurmamış çalışanlar ( 1.1.2017 tarihine kadar 45 yaşını doldurmamış olanlar )    ile işe yeni başlayanlar için sisteme katılım zorunludur. Bunlar otomatik olarak BES planına dahil edilecekler.

Mevcut Kanun maddesindeki hükümlere bakılırsa; Bakanlar Kurulu emeklilik planına dahil edilecek işyerleri ile çalışanları belirlemeye yetkili. “Hangi işyerleri kapsam dışında kalacak, minimum çalışan sayısı ile ilgili bir düzenleme yapılacak mı?” gibi sorular Bakanlar Kurulu’nun yetkisi dahilinde çıkarılacak kararlar ile yanıt bulacak. Kamuoyunda belli bir çalışan sayısının altındaki (örneğin 50 kişi) işyerlerinde otomatik katılımın zorunlu tutulmayacağı yönünde bir beklenti var. Ancak bu sınırın kaç olacağını şu an için tam olarak belirlenmiş değil.

Uygulamanın Şekli

6740 sayılı kanun ile eklenen maddeye göre yasanın yürürlük tarihi 1.1.2017 olup bu tarih itibari ile yasa kapsamına giren tüm çalışanların sözleşmesi yapılarak mevcut sisteme girişi sağlanması gerekiyor.

İşverenler Hazine Müsteşarlığı’nca uygun görülecek emeklilik şirketlerinden herhangi birinin emeklilik planını seçebilecekler. Ancak, çalışanlar seçilen bu plana otomatik olarak dahil olacaklar. Ayrıca, Hazine Müsteşarlığı işverenin emeklilik şirketleri ile yapacağı sözleşmeleri, emeklilik planlarının kriterlerini ve katkı payının yatırıma yönlendirileceği fonları da belirlemeye yetkili. Bu hükümlerden katkı paylarının Müsteşarlıkça belirlenecek fonlarda değerlendirilmesi zorunluluğu getirebileceği yorumunu yapmak mümkün. Emeklilik planının korunması amacıyla devlet katkısının yönlendirildiği fonlar gibi katılımcının yatırdığı katkı payları da otomatik olarak bu fonlarda değerlendirilebilir.

Çalışanlardan her ay 5510 Sayılı Kanun gereği hesaplanan prime esas kazanç tutarının yüzde 3’ü oranında bireysel emeklilik katkı payı kesilecek. 2016 yılı verileri ile bakarsak, asgari ücret alan bir kişinin maaşından kesilecek katkı payı tutarı 50 TL’yi geçmiyor, SGK tavanı üzerinde ücret alanlar için ise bu tutar 320 TL civarında olacaktır.

İşverenler, ücret ödemelerini yaptıkları günü takip eden iş gününde çalışanlarından kestikleri katkı paylarını emeklilik şirketine aktarmak zorundalar. İşverenler aktarımı zamanında yapmazlar ise oluşacak parasal zarardan da kendileri sorumlu olacaklar.

Ayrıca işveren bu kanundan kaynaklanan sorumluluklarını yerine getirmezse her bir ihlal için 100 TL tutarında para cezası uygulanacak. Ayrıca, emeklilik fonlarında bulanan paralar, Takasbank nezdinde blokede tutulacak ve emeklilik şirketi dahil kimsenin tasarrufunda olmayacak. Fonların mal varlığı hiçbir amaçla kullanılamaz ve rehin edilemez. Takasbank’ da  her bir katılımcı adına tutulan fonlar ayrı hesaplarda takip edilir ve katılımcılar ne zaman isterlerse Emeklilik Gözetim Merkezi’nin internet sitesinde yer alan linki tıklayarak fonlarında ne kadar para olduğunu görebilirler.

Otomatik katılım sonucu Bireysel Emeklilik Sistemine aktarılacak tutarlar da diğer bireysel emeklilik sözleşmelerinde olduğu gibi yüzde 25 devlet katkısından yararlanabilecekler. Devlet katkısından yararlanmada üst sınır yine aynı olacak, en fazla yıllık brüt asgari ücretin toplam tutarının yüzde 25’i kadar devlet katkısı alınabilecek. Birden fazla emeklilik sözleşmesi varsa bu ödemeler için ödenen tutarların toplamı dikkate alınacak. Bunun yanı sıra devlet katkısını hak etme ve ödeme koşullarına uymak kaydıyla otomatik katılım ile sisteme giriş yapanlardan cayma hakkını kullanmayanlar yüzde 25’lik devlet katkısına ek olarak tek seferde 1.000 TL tutarında devlet katkısı kazanacaklar.

Emekli olmadan sistemden çıkışlarda devlet katkısının bir kısmı hak edilebiliyor. Devlet katkısına hak kazanma oranları ise sistemde kalınan süreye göre değişmekte. 3-6 yıl sistemde kalanlar yüzde 15, 6-10 yıla kadar kalanlar yüzde 35, 10 yıldan uzun kalanlar yüzde 60, emekli olanlar yüzde 100 devlet katkısı alacak. Görüleceği üzere cayma hakkınızı kullanırsanız veya üç yıldan önce sistemden çıkarsanız devlet katkısına hak kazanamıyorsunuz.

Bireysel emeklilik sisteminde en az 10 yıl süreyle kalan ve 56 yaşını doldurmuş olanlar emekli olma hakkını elde ederler.

Uygulamadan Ayrılma

Çalışanlar, emeklilik planına dahil olduklarının kendilerine bildirildiği tarihi takip eden iki ay içinde cayma haklarını kullanarak sistemden çıkabilirler. Cayma halinde biriken tutarlar hiçbir kesinti yapılmadan çalışana iade edilir. Varsa bu sürede elde ettiği irat tutarının neti de çalışana ödenir.

Uygulamada Kayıtlı Olup Mevcut Sözleşmesi Olanlar

Yasanın yürürlük tarihi olan 1.1.2017 tarihi öncesinde Bireysel emeklilik sistemine dahil olmuş

çalışanların durumu için aşağıda mevcut öneriler ortaya çıkmaktadır.

Çalışanın mevcut emeklilik sözleşmesini yeni sisteme taşıyamazsınız. Zorunlu emeklilik sisteminde çalışan adına yeni bir sözleşme otomatik olarak açılır. Çalışan Devlet katkısı olan 1.000,00 TL’lik haktan faydalanır. İki sözleşmesi de  ayrı ayrı devam eder.

Çalışan mevcut sözleşmesini iptal edip yeni sisteme geçer ancak geçmişe yönelik hakları iptal olur. Yeni sözleşmedeki katkılardan faydalanır.

Çalışan otomatik olarak açılacak zorunlu emeklilik sözleşmesini iki aylık cayma süresinin bitiminde iptal eder. Çalışan mevcut emeklilik sözleşmesi ile devam eder.

Bilgilerinize sunar, iyi çalışmalar dileriz.